SERÇE
bir zamanlar ne kadar korkarak bakardım hayata....şöyle bir gözlemlediğimde
çevremi,sanki hiç mutlu insan yok gibi gelirdi...karamsarlık ruhuma işlemişti o
dönem...herkeste bir yığın dert,her yüzde "saklı bir hüzün"....hayat çarpıp
kaçmıştı sanki bütün yorgun yürekleri...kimsenin kimseye derman olacak mecali
yok gibiydi gördüğüm ve süzdüğüm bakışlarda....neden acaba diye sorardım kendime
sık sık; "neden yaşıyoruz ki"..?"elimize geçen ne,elimizde kalan ne" demekten
alamazdım kendimi....hele o akşamlar...hüzün bulutlarıyla kararıyordu adeta
günışığı,güneşin kaçışıyla değil.....
sonra birgün bir küçük serçe gördüm buzgibi bir havada....gagasında küçücük bir
lokmayla konuverdi bir dala....dikkatli bakınca yavru bir kuş oldugunu gördüm
yuvada....adeta saldırmıştı annesinin ağzındaki lokmaya....birden annem ve babam
geldi aklıma...ağızlarında taşımamışlardı lokmaları ama,yıllardır gece-gündüz
bakmışlar,büyütmüşler,emek vermişlerdi bana...sonra düşünmeye başladım...onların
yaşam amacı bendim....onların umudu,onların şevki ve herşeyi bendim...benim
varlığım ve mutluluğumdu hayat kaynakları...kendi namlarına ne alıyorlar acaba
hayattan diye baktığımda benden daha öncelikli hiçbirşey görememiştim o
an...hatta büyük bir aşkla başlayan beraberlikleri bile sönüktü sanki "evlat
önceliği" yanında...öyle ya,benim için kavga bile etmemişlermiydi bir
seferinde...benim için kırmışlardı birbirlerinin kalplerini...bir serçenin
yuvasında farketmek garipti bunları elbet...uzun,çok uzun yıllardır hayatını
size vakfetmiş olanların yerini ve ruh halini birkaç saniyelik kuş seyrinde
farketmek değildi elbet hakları....ama bir fark vardı bu gözlemi
yaparken,farkına varabilecek kadar sorgulamak adına...ben,ben bir babaydım....
ilginçtir ki,anne ve babamın kıymetini farketmemi saglayan şey aslında ;
babalığımı farketmemdi...
olayı serçeyle örnekledik ama bunun illa örnekteki gibi bize ihtiyacı olan bebek
veya çocuk olması gerekmiyor elbet...bizi besleyen serçeler,yani anne-babamız,
eşimiz, kardeşlerimiz, akrabalarımız, dostlarımız...bizim için değerli olan ve
onlar için değerli oldugumuz herkes birer serçe aslında...yemeğin kimden kime
nasıl geçtiği değil ölçü olan,ölçü;o yemeğin paylaşılma sorumluluğu...
ben ;bana serçe olanlar ve benim serçesi olduklarım için şükrediyorum sık sık ve
hayata daha sıkı sarılıyorum bütün gücümle.....ve haykırıyorum inadına bıkmadan;
EY HAYAT;
SANA RAĞMEN VE SENİNLE SÜRECEK BU ÖMÜR...
KORK BENDEN, ÇÜNKÜ ARTIK DAHA ÇOK SEVİYORUM SENİ...
VE BU BEDEN TOPRAĞA İLTİCA EDENE KADAR DA SEVECEĞİM ....
taner erdem temmuz-2005