DUVAR

 

 Pink Floyd çok sevdiğim bir müzik grubudur..... 1985 yılında tanışmıştım ilk... ve felsefelerine hayran kalmıştım... özellikle "the wall: duvar" isimli kasetleri ve aynı adlı şarkıları (şu an fonda çalan parça:) çok etkilemişti beni... filmini tam 4 kez seyretmiştim, denk gelirse tavsiye ederim...

 

            parçanın ve filmin özelliği: insanın içdünyasında oluşan bir duvar ve o duvarın ardında verilen "kişilik ve varolma savaşı" nın konu edilmesiydi.... aile ve toplum baskısı, özgüven sorunu, duygusal depremler, negatif ilişkilerin yıkımı, eğitim sisteminin bilinçaltına bıraktığı tortular vs....... bunların hepsi birer tuğla olarak yığılıyor içimize.. ve nihayetinde de bir duvar oluşuyor... o duvarı yıkabilenlerle, altında veya ardında ezilenleri anlatıyor "the wall" filmi...

 

             o kadar etkisinde kalmıştım ki, film çıkışında günlerce içimdeki tuğlaları bulmaya ve varlığını filmle farkettiğim duvarı yıkmaya uğraştım... hala da uğraşıyorum:)) hayata bakış açımı, yaşam tarzımı ve diyaloglarımı komple gözden geçirmiştim... ve karar vermiştim; birgün ben de o duvarı anlatan ve insanları o duvarın varlığından haberdar eden bir yazı yazacaktım... bu bana has bir yazı olmalıydı.. filmin mesajları ve benim gözlemlerim, tecrübelerim, harmanlanmalıydı... inansın -inanmasın, katılsın - katılmasın, beğensin - beğenmesin okuyanlarda mutlaka bişeyler uyandırmalıydı... herkes kendinden ve hayatından cümlelerle sarmalanmalıydı...

          

             2002 yılında yazdım "kendi duvarımı".... ve aşağıda sunuyorum siz değerli dostlarıma... okuyun, düşünün, kendi tuğlalarınızı bulun ve tabi dilerseniz paylaşalım diye...... ve lütfen bir yerlere kaydedin... birgün "kişisel muhasebe" yaparken mutlaka lazım oluyor..... ben hala kullanıyorum.... en azından çevremdeki insanları incelerken..... SAYGILARIMLA DOSTLAR...

                              DUVAR

            Birer duvar örmüşüz ruhumuza; saklanmak için içine. Ne kimsenin bakmasına izin veriyoruz tüm eksiklerimiz, yanlışlarımız ve ayıplarımızla içimize, ne de müsaade ediyoruz kimsenin sevgiyle dokunmasına yüreğimize.... Küçük, küçücük bir delikten nefes alıp, yine o küçük delikten çığlıklar atıp, yardım istiyoruz kendi kendimizi mahkum ettiğimiz müebbetimize....

         

           Önyargılardan, tabulardan, komplekslerden ve bize zoraki giydirilen bir elbiseye benzeyen gereksiz yasaklardan oluşan tuğlalar, o tuğlaları hayatı boşa harcama uğruna dizerek, hergün daha da yükselttiğimiz bir "DUVAR".... "Hani ne oldu?" diyen yok; onurumuza, kişiliğimize, özgüvenimize ve "Bu hayat benim" diyen insiyatifimize!!!

          

           Kendi kendimizle konuşup,kendi sesimizi dinliyoruz o duvarın ardında durmadan acıyarak halimize.... Paylaşmıyoruz, kullanmıyoruz, nankörlük yapıyoruz Allah' ın lütfu beynimize, bilgimize....

           Ağaçlara sevgi sözcükleri kazımaktan çoktan vazgeçmişiz. İçimizdeki duvarın tuğlalarına nefret, pişmanlık ve isyan sözcükleri kazıyoruz ölesiye.... Kendimizle barışık olmayı beceremeyip, sevgi ve saygıyı kendimizden esirgerken, başkalarından bekleriz sevgi ve saygıyı cahilce,bilinçsizce.... "sakalım yok ki sözüm dinlensin" deriz de, söz geçiremeyecek kadar aciziz kendi benliğimize....!

        O DUVAR Kİ; kendi evimizde bile çürütür bizi, sanki yaban ellerde, karanlık bilinmezlerde...

        O DUVAR Kİ; dizimizin dibindeyken bile uzaklaştırır, koparır, hasret bırakır dostumuza, eşimize, ailemize...

        O DUVAR Kİ; koparır hayatla bağları kalleşçe,haince... İhanet ettirir aslında, "KENDİ KENDİMİZE" !!!!!!!!!!   

                                                             Hattat Taner ERDEM-2002